Tükürük Bezi Taşı Tedavisi

Tükürük bezi taşı tedavisi yani tıbbi adıyla sialolitiazis tedavisini günümüzde tükürük bezi kanalları içerisinden çok ince endoskoplarla çalışarak yapıyoruz. Dünyada 1990 yılından, ülkemizde ise 2004 yılından beri uyguladığımız ve öncülüğünü yaptığımız sialendoskopi yöntemi, ilerleyen tıbbi ve optik teknoloji ile beraber, gün geçtikçe çıkartılması imkansız sanılan, genellikle ameliyatla bezinin alınması önerilen hastaların taşlarını çıkartabilmemize olanak sağlamıştır. Tükürük bezi taşlarını sialendoskopi ve yardımcı tekniklerle çıkarma başarımız 85% dolaylarındadır.

Tükürük kanallarının çapları 2-3 mm kadardır. Ağız içerisine açıldıkları noktalar ise iğne ucu kadardır (0,1 mm). Bu nedenle çok küçük taşlar dahi tükürük kanalını tıkayabilir; yanak veya çene altında şişmeye yol açabilir. Diğer bir deyişle 2 milimetreden küçük taşlar da, 3-4 santimetre çapına ulaşmış büyük bir taş da hastanın tükürük bezini şişiren neden olabilir. Çene altı veya yanak tükürük bezleri tekrar tekrar şişen hastalarda genellikle ilk başta tükürük kanalını engelleyen bir taş olduğunu düşünürüz. Taşların yaklaşık 40%'ı filmlerle görülemeyebilir. Günümüzde bu tip durumların en doğru teşhis yöntemi de sialendoskopidir. Tükürük bezi taşını doğrudan gözle görmemizi sağlayan sialendoskopinin yerini başka hiç bir tetkik tutamaz.

Tanısal amaçlı tükürük bezi endoskopisi ile tükürük kanalını tıkayan hastalığın ne olduğunu görüyoruz. Eğer bu bir taş vakası ise taşın konumu, boyutları, adedi ve çıkartılıp çıkartılamayacağını belirliyoruz. Diğer bir deyişle, herhangi bir tükürük bezi taşının çıkartılıp çıkartılamayacağı ancak sialendoskopi sırasında görülerek anlaşılabilir. Taşların büyük olması da çıkartılamayacağı anlamına gelmez. Zira tükürük bezi kanalı içinden taşa tümüyle ulaşılabiliyorsa, taşı kırıp parçalar halinde çıkartabiliyoruz. Bu şekilde 2,5-3 santimetre çaplı çok büyük taşları bile çıkartabiliyoruz. Taş kırma yöntemi vakaların yaklaşık 80%'inde gerekli olmaktadır. Taş kırma olmadan yalnız 3-4 milimetre kadar küçük taşlar tutularak çıkartılabilir. Buna rağmen bazen 2,5-3 milimetre çapındaki küçük tükürük bezi taşları bile, taş eğer dar bir kanalda sıkışmışsa, kırma işlemi yapılmadan çıkmayabilir. Küçük taşlar 5-10 dakikada alınabilirken, büyük taşlarda 4-5 saatlik çalışma yapmak gerekli olabilir. Tükürük bezi endoskopisi (sialendoskopi), sialolitiazis (tükürük bezi taşı) başta olmak üzere, tükürük kanallarındaki darlıkların ve diğer kanal hastalıklarının teşhis ve tedavisinin günümüzdeki en gelişmiş yoludur.

Girişimsel sialendoskopi ile boyutları uygun olan, kanal içerisinde serbest dolaşan taşları forseps ve sepet (basket) adı verilen çeşitli araçlarla tutup çıkartabiliyoruz. Bu araçlarla tutulamayacak büyüklükteki taşları da kanal içerisinde kırdıktan sonra parçalar halinde çıkartabiliyoruz. Bu yöntemlerin tek koşulu, kanal içinden taşa ulaşabilmektir. Tükürük bezi taşı kırma konusunda başarı oranı 80% dolaylarındadır. 20% başarısızlık olasılığı ise bazı kırılmayacak sertlikteki taşlara, kanala gömülü tükürük bezi taşlarına, ya da tükürük bezinin uç dallarında olan taşlara (yani bezin içindeki ulaşılamayan taşlar) bağlıdır. Yine de bu gibi durumlarda bile sialendoskopik yaklaşım sırasında tükürük kanalını genişletmek ve kısaltmak gibi uygulamalar yapabildiğimiz için, bu tip taşların zaman içerisinde kendiliğinden düşme olasılığını arttırabiliyoruz.

Sialendoskopi, ileri endoskopi becerisi ve sialendoskopi üzerine yoğun eğitim almış uzmanlarca yapılabilen ileri teknolojik bir tanı yöntemidir. Sialendoskopi sırasında müdahale yapabilmek için, örneğin tükürük bezi taşı kırma gibi bir tedavi yapabilmek için, hekimin lazer ya da havalı taş kırma (pnömatik litotripsi) yöntemlerini kullanabiliyor olması, bu cihazların ekipmanları arasında bulunması ve sialendoskopik kullanım için uyarlanmış olması gerekiyor. Sialendoskopi yönteminin ülkemizdeki öncülerinden olan Dr. Atilla Şengör'ün tükürük bezi taşı kırma yöntemi üzerine hazırlanmış olan videosunu aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Sialendoskopik Tükürük Bezi Taşı Kırma Videosu

Tükürük Bezi Taşı Nedir?

Tükürük bezi taşları, tükürük kanallarını tıkayabilen kalsiyum içerikli yapılardır. Tıptaki adı sialolithiasis, sialolitiazis veya kalküldür. Tükürük salgısının yoğun olması, tükürük akışındaki bazı sorunlar veya çeşitli hastalıklar nedeniyle oluşan kalsiyum birikintileri zamanla bir taşa dönüşebilir ve bu da büyüyebilir. Tükürük bezi taşları tek ya da birden fazla sayıda olabilir ve bunlar tükürük bezi kanalını tıkayabilir. Tükürük kanalı tıkanmasının en tipik belirtisi yanakta veya çene altında şişme olmasıdır. Bu şişmeler özellikle yemek yerken tekrarlamaktadır.

Tükürük bezi taşları 1 milimetre kadar küçük de olabilir, 7 santimetre çapına da ulaşabilir. Tükürük bezi taşlarının her sene ortalama 1mm kadar büyüdüğünü biliyoruz. Taşlar büyüdüğünde tükürük kanalının duvarına yapışabilir hatta kanal içine de gömülebilir. Dolayısıyla erken evrede sialendoskopi ile çıkartılabilecek bir taşın tedavisi eğer geciktirilirse, ameliyatsız çıkartılma olasılığı düşebilir. Geçmişte tükürük bezi taşı tedavisinde, bunlardan ağız içinde ele gelenler bir kesi yardımıyla çıkartılmaya çalışılırdı (tükürük bezi taşı ameliyatı, sialodokotomi). Bu işlemin olanaklı olmadığı hastalarda tükürük bezi taşının kendiliğinden düşmesi beklenirdi. Fakat iltihaplanmalar sıklaştığında ve hastanın tahammülü kalmadığında, ameliyatla bezin alınması gündeme gelirdi. Günümüzde artık tükürük bezi taşlarının teşhisi ve tedavisinin her aşamasında önce mutlaka sialendoskopi yöntemini kullanıyoruz.

Sialendoskopi Tükürük Bezi Taşı Çıkarma Videosu

Tükürük Bezi Taşlarının Yapısı Nedir?

Tek Parça Tükürük Bezi Taşı

Çoğu tükürük bezi taşının bileşiminde kalsiyum fosfat ve daha az hidroksiapatit yapılı karbonatlar vardır. Bunlar magnezyum, çinko, amonyak, potasyum tuzları ve organik maddelerle birleşerek tükürük bezi taşlarını oluştururlar. Yanak (parotis) tükürük bezinde 50%, çene altı (submandibuler) tükürük bezinde 20% oranında bulunan organik maddelerin kaynağı ise glikoproteinler, mukopolisakkaritler ve hücre artıklarıdır. Organik bileşen ne kadar yüksekse tükürük bezi taşlarının filmlerde görülmesi olasılığı o kadar düşüktür. Buradan çıkartılabilecek bir sonuç olarak: Tomografi ve röntgen gibi X ışını kullanan görüntüleme yöntemleri veya ses dalgaları kullanan Ultrasonografi gibi yöntemlerde, taşların boyutları gerçekte olduğundan daha farklı görülebilir. Örneğin tetkiklerde 5mm olduğu belirtilen bir taş, sialendoskopide 1,5cm olarak karşımıza çıkabiliyor. Hatta görüntüleme yöntemleri ile sialolitiazisi (taşı) olmadığı söylenen vakalarda, sialendoskopi sırasında tükürük bezi taşı ile karşılaşabiliyoruz; bazen tam tersi de olabiliyor. Sialendoskopi taşları ve boyutlarını doğrudan görebilmemizi sağlıyor.

Tükürük Bezi Taşı Belirtileri Nelerdir?

Tükürük bezi taşı olan hastaların tipik belirtisi yemek yerken, ya da yemekten sonra, yanakta veya çene altında şişme olmasıdır. Tükürük salgısı üretildiğinde, tükürük akışını engelleyen bir durum varsa yanak veya çene altı tükürük bezi şişer. Eğer kanal tam tıkalı değilse, tükürük örneğin bir darlıktan ya da taşın kenarından sızabiliyorsa, şişen tükürük bezi bir süre sonra normal boyutlarına iner. Bazı hastalar bu durumu yıllardır yaşadıklarından, ancak tükürük bezleri inmediğinde, şiş kaldığında telaşlanırlar. Tükürük bezi şişmesini ilk defa yaşayan hastalarsa hemen o an telaşa kapılırlar. Hastalar, on binde bir (1/10000) oranında görülen tükürük bezi taşı hastalığını çevrelerindeki kimsede o ana kadar görmemiş oldukları için kime danışacaklarını da bilemezler.

Tükürük bezinde şişme bazen iltihaplı bir atak ile ortaya çıkar. Ancak her iltihaplanma tükürük taşına ya da kanal tıkanıklığına bağlı olmayabilir. Ancak tekrarlayan iltihaplanmaların temelinde tükürük bezi taşını mutlaka düşünmek gerekir. Ağız içi bir müdahale, bir üst solunum yolu infeksiyonu ya da herhangi bir neden olmaksızın tükürük bezinde şişme, ağrı ve kızarıklık meydana gelir. Tıpta akut sialadenit dediğimiz bu iltihaplı tabloda hasta genellikle bir KBB Uzmanı tarafından tedavi edilir. Yapılan tetkikler sonucunda hastaların bazılarında tükürük bezi taşı saptanabilir. Tükürük bezi taşının diğer belirtileri arasında yanakta ya da çene altında gerginlik hissi, tükürük kanalı ağızlarında şişme, yoğun jel gibi ya da iltihaplı salgı, dil altında ya da yanakta taşın hissedilmesi, batma sayılabilir.

Tükürük Bezi Taşı Neden Olur?

Kırılmış Tükürük Bezi Taşları

Tükürük bezi taşı oluşumunu açıklayabilecek fikirlerin birincisi, tükürük salgısını üreten bezin hücrelerinde mikro boyutlu bir taşın oluşarak kanala düşmesi, bunun bir çekirdek gibi davranarak çevresinde kalsiyum tabakaları oluşturması ve zamanla büyümesidir. İkinci fikir, yoğunlaşmış bir mukus salgısının (mukus tıkacı) çekirdek gibi davranması ve sialolitiazise yol açması üzerinedir. Bu iki olasılıkta da kanal veya bezin kendisinden kaynaklanan bir çekirdek varlığı söz konusudur. Üçüncü yani sonuncu olasılıkta ise ağızda bulunan organik maddeler, bakteriler, besin maddeleri veya yabancı maddeler tükürük bezi kanalından içeriye girerek taşlaşmaktadır. Elbette bu üç durumda da tükürük salgısı akışının yavaşlamış ve yoğunlaşmış olması tükürük bezi taşı oluşumunu hızlandırabilir. Tükürük bezi taşı tedavisinin bir parçası olarak bu hastalara bol su içmelerini önermemiz bu yüzdendir. Tükürük bezi taşlarının her yıl ortalama 1milimetre kadar büyüdüklerini biliyoruz. Tükürük bezi taşı olan hastalarda sıkça gördüğümüz ortak özellikler arasında az sıvı alınması, sigara içilmesi ve sebzeden fakir beslenme sayılabilir. Sigara tükürük salgısını azaltıp yoğunlaştırmaktadır. Tahıl ve hububatlarda bulunan fitatlar kristalleşmeyi önlerler. Bu gıdalardan fakir beslenen, yani et ağırlıklı beslenenlerde tükürük salgılarında fitatların az bulunduğu bilinmektedir. Bu durum tükürük bezi taşı oluşumunu kolaylaştırır. Tükürük bezi taşları, böbrek taşlarından farklı olarak, serumdaki kalsiyum ve fosfat düzeyleri ile ilişkili değildir. Yani böbrek taşı ya da safra kesesi taşı ile tükürük bezi taşının herhangi bir ilişkisi yoktur. Sialolitiazise yol açtığı bilinen tek sistemik hastalık “Gut hastalığı” dır.

Tükürük Bezi Taşı Tehlikeli mi?

Tükürük bezi taşı kanser gibi korkulacak bir durum değildir. Bunun gelecekte bir kansere dönüşme olasılığı da yok denecek kadar azdır. Tükürük bezi taşı, yanak veya çene altı tükürük bezlerinde mekanik tıkanıklığa bağlı şişme ve iltihaba yol açabilir.Tükürük bezindeki iltihap şiddetli olduğunda tehlikelidir, zira tükürük bezlerinin komşu oldukları boyun bölgesinde çeşitli sinir, damar veya hayati yapılara iltihap yayılabilir. Bunun dışında bezin ameliyatla çıkartılmasının da aynı riskleri vardır. Geçmişte tükürük bezi taşı tedavisinde sadece tükürük bezi taşı ameliyatı önerilirken, günümüzde sialendoskopi yöntemi ile bu hastaları çoğu kez tedavi edebiliyoruz.

Tükürük Bezi Taşı Nasıl Önlenir?

Tükürük bezi taşı olan hastalarda görülen ortak özellikler az sıvı almaları, sigara içmeleri ve sebzeden fakir beslenmeleridir. Böbrek taşlarına özellikle kalsiyum metabolizması ile ilgili hastalıkların yol açtığı bilinir. Ancak tükürük bezi taşları ile ilgili olarak bilinen “gut hastalığı” dışında başka sistemik bir hastalık bulunmamaktadır. Tekrarlayan tükürük bezi iltihaplanmaları ya da inflamatuvar hastalıkları,  tükürük bezinin işleyişini bozabilir ve salgı akışındaki aksamalar tükürük bezi taşı oluşumuna eğilim yaratabilir. Jüvenil rekürran parotit (çocukluk çağının tekrarlayan parotis bezi iltihabı), Sjögren gibi romatizmal hastalıklar ve Radyasyon sialadeniti (Tiroid kanseri nedeniyle radyoiyot tedavisi almış hastalar) aslında farklı hastalıklar olsalar da, bu hastalarda görülen salgılama sorunları nedeniyle eş zamanlı tükürük bezi taşlarına rastlayabiliyoruz. Hastaların bol sıvı almaları ve sigarayı bırakmaları tükürük salgısını olumlu etkiler. Hastaların dengeli beslenmeleri yani özellikle sebzelerde bulunan fitatlar sialolitiazis oluşumunu önleyen maddelerdir. Ancak tükürük bezi taşı oluşmuşsa, teşhis edilmişse veya buna eğilim yaratan durumlar söz konusu ise, mutlaka bir sialendoskopistin görüşünü almak gereklidir. Tükürük bezi taşı oluştuktan sonra, artık önlem almak değil, tedavi ettirmek gereklidir.

Tükürük Bezi Taşı Çıkartılmasında Sialendoskopi Dışında Bir Yöntem Var mıdır?

Ağız içerisinden, kanal ağzına yakın ve elle hissedilebilen taşlarda, kanala ya da taşın üzerindeki ağız mukozasına yapılan bir kesi ile taş çıkartılması geçmişte sıkça uygulanan bir yöntemdi. Bu şekilde körlemesine taş çıkartılsa bile, bunun arkasında, kanalın/bezin diğer bölümlerinde başka bir taş kalıp kalmadığı bilgisi edinilmemiş oluyor. Bu uygulama eğer mutlaka gerekiyorsa, bunu günümüzde yine mutlaka sialendoskopi rehberliğinde yapmayı tercih ediyoruz. Kanalın onarılması (sialodokoplasti) sırasında yine sialendoskopi rehberliği ve kontrolüne ihtiyaç duyuyoruz. Sialendoskop rehberliği olmadığında bu tip kesiler sonrası yapışıklıklar veya kanal darlıkları maalesef azımsanmayacak sayıdadır. Yapışıklıklar nedeniyle tükürük kanalı tamamen kapanmış hastalarda sialendoskopik tedavi şansı da ortadan kalkabilmektedir.

ESWL, yani dışarıdan şok dalga yöntemi ile taş kırma, böbrek taşları olanlarda sıkça kullanılan bir yöntemdir. Bu uygulama tükürük bezi taşlarında da yapılabilir, ancak ülkemizde bu konuda çalışan merkez maalesef çok az sayıdadır. Ayrıca tükürük kanalları çok ince ve ağız içerisine açılan ağzı (0,1mm) çok dar olduğu için, ESWL yöntemiyle parçalanan taşların böbrek taşlarındaki gibi kendiliğinden dökülmesi çok zordur. ESWL sonrasında yine sialendoskopi ile girilerek taş parçalarının tükürük bezi kanalından çıkartılması gerekli olabilmektedir. ESWL şok dalga ile kırma yöntemini, sialendoskopi ile taşı çıkmayan ancak kanalı genişlettiğimiz olgularda, yani sialendoskopiden sonra tercih ediyoruz.

Tükürük bezi taşı tedavisinde kesin çözüm olarak tükürük bezinin ameliyatla alınması olduğunu savunan ekoller de mevcut. Sialendoskopistler için bu tip yaklaşımları böbrek taşı için böbreği almakla eşdeğer görmek olanaklıdır. Günümüzde artık tüm cerrahi branşlarda organ koruyucu yöntemleri tercih ediyoruz. Yani bu konu için, eğer olanaklarımız mevcutsa, bezi almak yerine, taşı çıkartmayı tercih ediyoruz.

Sialendoskopi İle Tükürük Bezi Taşı Kesin Olarak Çıkarılır mı?

Sialendoskopi, yani tükürük bezi endoskopisi çok incelikli bir tekniktir. 1,1 veya 1,6mm çaplı sialendoskoplar içerisinden hem görüş, hem yıkama, hem de uygulama yapıyoruz. Bu şekilde taş kırma ya da taşı tutup çıkarma gibi müdahaleler yapıyoruz. Neredeyse bir kürdan inceliğinde bir araçla çalışarak ortalama 3mm çapındaki kanal içerisinden, büyüklükleri ve sertlikleri değişken olan tükürük taşlarıyla mücadele ediyoruz. Sialolitler kanalda serbest gezinir halde ve kanal çapından küçükse hemen tutup çıkartabiliyoruz. Ancak büyük boyutlu ve sert taşlarda saatlerle çalışmak gerekebiliyor. Ayrıca kanal duvarına yapışık veya gömülü tükürük bezi taşları da var. Bunları ve çok büyük ya da bezin içindeki tükürük bezi taşlarını bazen çıkartabilmek mümkün olmayabiliyor. Tükürük bezi kanalının çapı da önemli, ana kanal eğer endoskopun genişliğinden daha inceyse sialendoskop ile kanala giremek olanaksız oluyor. Neyse ki bu gibi olumsuz durumlar hastaların az bir bölümünde görülüyor. Kısacası sialendoskopi çok teknik ince bir uygulama ve tedavi başarısı pek çok faktöre bağlı. Tükürük bezi taşının endoskopik yolla çıkartılıp çıkartılamayacağını önceden söyleyebilmek maalesef herhangi bir görüntüleme yöntemi ile de mümkün değil. Bunu söyleyebilmenin tek yolu sialendoskop ile tükürük bezi kanallarına girip tükürük bezi taşına veya tıkayıcı hastalık ne ise ona bakıp görmektir. Bununla birlikte tükürük bezi endoskopisinin başarısı ortalama %80 civarındadır. Başarı oranı taş kırma donanımı, gelişmiş güncel sialendoskoplar ve deneyimle doğru orantılıdır.

Taş Çıktıktan Sonra Tükürük Bezi Çalışır mı?

Yapılan bilimsel araştırmaların sonucuna göre, tükürük bezi taşı nedeniyle ameliyat edilmiş hastalarda, tamamı çıkartılan tükürük bezlerinin, en az yarısının normal veya normale yakın olduğu belirlenmiştir. Tükürük bezi kanallarındaki tıkanma açıldığında, tükürük bezlerinin bir tamir sürecine girdikleri ve içlerinde bulunan kök hücrelerin, salgı üreten hücrelere dönüştükleri bildirilmiştir. Dolayısıyla tükürük bezi taşı çıkartıldıktan sonra, azımsanmayacak sayıda hastanın tükürük bezi işleyişinde düzelme olmaktadır.

Bu nedenlerle, tükürük bezi taşı olan hastalarda prensip tükürük bezini koruyarak taşı çıkartmak olmalıdır. Yani tükürük kanallarında tıkanıklığı olan hastalarda günümüzde öncelikli tedavi yöntemi sialendoskopidir. Tükürük bezinin açık ameliyatla alınması ancak son seçenek olarak düşünülmelidir.

Tükürük Bezi Taşı Tekrarlar mı?

Taş sialendoskopik yolla çıkartıldıktan sonra bu durum çok nadirdir. Zira tükürük bezi kanalını sialendoskopi sırasında genişletmiş oluyoruz. İçeride gelecekte taşlaşabilme olasılığı bulunan toz veya salgı yoğunlaşmalarını-birikmelerini de eş zamanlı olarak temizliyoruz. Sialendoskopi ile genişlettiğimiz tükürük bezi kanallarında tükürük akışının rahatlaması sayesinde, sonradan olabilecek birikmeleri de önlemiş oluyoruz. Ancak bu uygulama sonrasında hastanın da tükürük bezi taşına eğilim yaratan durumlara dikkat etmesi gerekli. Sialendoskopi ile tükürük bezi taşı çıkartılan hastaların bol sıvı almalarını, sigara içmemelerini ve dengeli beslenmelerini önermekteyiz.

Tükürük Bezi Taşı Düşürme Yöntemleri

Tükürük bezi taşı düşürme yöntemi olarak geçmişte bol su içilmesi, ekşi gıdalar tüketilmesi (limon vs.) ve beze sık sık masaj yapılması önerilirdi. Ancak bunların belirli bir süresi yoktu. Hasta yıllarca taşını düşürmediğinde, sıkıntıları arttığında bez ameliyatla alınırdı. Bunlar açık cerrahiyi hemen kabul etmeyen hastalara seçenek olarak sunulurdu. Taşların senede 1 mm kadar büyüdüğünü bildiğimiz ve arada geçirilen iltihaplanmalar ağır olabileceği için, sialendoskopi yöntemi de varken, artık beklemeyi önermiyoruz. Üstelik akışın zaten olmadığı taşlı bezlerde, ekşi yenilip içildiğinde meydana gelen ağrılı şişmeler hastaya ızdırap verebilir. Günümüzde yüksek başarıyla uyguladığımız sialendoskopi yöntemi olduğu için, çok ufak ve kanalın ağzına gelmiş taşlar dışında beklemeyi önermiyoruz. Taşların ehil ve donanımlı ellerde sialendoskopi yöntemiyle çıkartılması günümüzde altın standart haline gelmiştir diyebiliriz.

Tükürük Bezi Şişti Ne Yapmalıyım?

Tükürük bezi şişen hasta bunu boynunda veya yanağında farkeder. Ancak o bölgelerde başka hastalıklar da olabilir. Bir ön teşhis yapılabilmesi için ilk aşamada hasta herhangi bir doktora gitmeli. Bu Aile Hekimi veya bir KBB Uzmanı olabilir. Muayene yapılır, şişliğin süresine veya beraberinde ağrı olup olmadığına göre tedavi verilebilir veya tetkik yapılabilir. Yeni başlayan ağrılı şişmeler tükürük bezi iltihaplanmasına bağlı olabilir. Yemek yerken meydana gelen kısa süreli şişmeler, tükürük bezi taşı ve kanal darlığı gibi durumlara bağlı olabilir. Bunlardaki şişmeler zaman geçtikçe uzun sürebilir; şişlik kalıcı olabilir. Zaman içinde yavaş yavaş büyüme gösteren kitlelere bağlı olan şişmelerde tümör olasılığı düşünülmelidir. Buna göre teşhislere yönelik görüntüleme yöntemleri yaptırılır. Tükürük bezi taşı gibi kanalı tıkayan hastalıklarda sialendoskopi ile teşhis ve tedavi yapabiliyoruz.

Tükürük Bezi Şişmesi Tehlikeli midir?

Tükürük bezi şişmesinin tehlikeli olup olmadığı hastalığa ve evresine bağlıdır. Şişmeye yol açan hastalık bir tükürük bezi taşı, tükürük bezi iltihabı, iyi huylu bir tümör, tükürük bezi kanseri veya başka bir koşul olabilir. Tümör ve kanserler haliyle tehlikelidir. Tükürük bezi taşları tehlikeli hastalıklar arasında yer almasa da bazen şiddetli bir iltihaplanmaya sebep olabilir; abseleşme olursa oldukça ağrılı olabilir, bazen derin boyun infeksiyonu ile hayati yapıları tehdit eder hale dahi gelebilir.

Tükürük Bezlerinin Şişmesi Neden Olur?

Tükürük bezi şişmesine yol açan hastalık ve koşullar çok çeşitli olabilir. Burada bunların tümünü vermeye çalışacağım. Tek tek hepsinin detaylarını burada açıklamak olanaklı değil, ancak sialendoskopik tedavisi üzerine yoğunlaştığım tükürük bezi taşlarına ait bilgiler bu ve diğer sayfalar detaylarıyla mevcuttur. Tükürük bezi şişmesi, bulunduğu beze göre yanakta (Parotis bezi), çene altında (Submandibuler bez) ya da dil altında (Sublingual bez) olabilir. İlk akla gelen ve hastaları endişelendiren şişmeler tükürük bezi kitleleri ve tümörlere bağlı olanlardır. Ancak klinikte en sık karşılaşılan tükürük bezi itihaplanmalarıdır. Bunlara bakteriler veya virüsler sebep olabilir; örneğin kabakulak çocuklarda en çok bilinen tükürük bezi şişmesi nedenidir; bir diğer hastalık ise jüvenil rekürran parotitistir. Kanal tıkanıklığına yol açan koşullar: tükürük salgının yoğunlaşması ve tıkaç oluşumları, tükürük bezi taşları, yabancı cisimler, kanal darlıkları, büklümler (kink), kanala dıştan basılar ve diğer anatomik sorunlar olabilir. Salgı tıkaçları oluşması ve tükürüğün yoğunlaşması/bozulması, az su içilmesine, oruç tutulmasına, beslenme tarzına, sigara kıllanımına, kullanılan ilaçlara (uzun sürelerle kullanılan alerji ve psikiyatri ilaçları), bazı maddelere, kusmalara (bulimik hastalar) ve gut hastalığına bağlı olabilir. Kanal darlığı gelişmesine ise otoimmün hastalıklar (Sjögren hastalığı), ağız içi müdahaleler (diş tedavileri, bişektomi, estetik uygulamalar, ağız içi kesi ve cerrahiler, stent konulmadan sonlandırılan sialendoskopiler), radyoterapi, tiroid kanserleri için uygulanan radyo-iyot tedavisi vs. pek çok şey sebep olabilir. Kronik sialadenitlerde görülen kanal genişlemeleri, megaduktus, sialosel, ranula gelişimi ve üflemeli sazlar kullananlarda kanala hava kaçışı da (pnömoparotitis) tükürük bezlerinde şişmeye sebep olabilir.

Tükürük Bezi İltihabı Tehlikeli midir?

Her organ veya bölge gibi tükürük bezlerinde de iltihaplanma olabilir. Başlangıçta hafif şişme ile başlar; bir süre sonra şişme artar ve ağrıbaşlar; bezin üzerindeki ciltte sıcaklık artışı tabloya eklenebilir. Tükürük salgısı boşalamıyorsa, yemek yemek ve su dahi içmek ızdıraplı olur. Bu iltihaplanma çene altı tükürük bezinde (Submandibular) veya yanakta (Parotis) olabilir. Parotis bezinin iltihaplanması biraz daha ağrılıdır. İltihabın kanadan az da olsa boşaldığı hastalar, beze masaj yaparak iyileşmeye yardımcı olabilir. Ancak bir tükürük bezi taşı nedeniyle salgı akamıyorsa iyileşme daha uzun sürer. Bezde abseleşme veya iltihabın çevre dokulara yayılımı, hastanın sıkıntısını ve tehlikeyi arttırır. Yanak tükürük bezinindeki iltihap çene ekleminin hareketini kısıtlayabilir, yüz sinirine bası yapabilir ve buna hasar verebilir; nadiren iltihabın yanak cildinden dışarya akması ve ciltte görünür bir yara izine yolaçtığı olur. Bu durumlar hastanın hastaneye yatırılarak tedavi altına alınmasını veya absenin müdahale ile boşaltılmasını gerektirebilir. Çene altı tükürük bezi iltihabında yüz sinirinin etkilenmesi pek beklenmez ama diğer olasılıklar mevcuttur; hatta yutma güçlüğü de meydana gelebilir. En korkulan husus ise “derin boyun infeksiyonu” dediğimiz tehlikeli bir tablonun gelişmesidir. Bu durumda iltihap boyundaki kompartmanlara ve hayati yapılara yayılabilir; önemli damar veya sinirler olumsuz etkilenebilir. İltihaplanmanın şiddetine göre uygun antibiyotik tedavisi yapılır; iltihaplı dönemde sialendoskopik yaklaşım malesef uygulanamaz. İltihaplanmanın sebebi bir tükürük bezi taşı ise, iltihap geçtikten sonra sialendoskoik yaklaşımla çıkartılmasını planlamak gerekir. Zira salgı akışını engelleyerek şişme ve iltihabın tekrarlamasına neden olabilir; senede 1mm büyüdüğü için bu olasılık ve çıkartılmasındaki güçlük artacaktır.

Tükürük bezi taşı nasıl temizlenir?

Tükürük bezi taşı için geçmişte tükürük bezinin kendisi çıkartılırdı. Taşlardan kanal ağzına yakın olanlarda kendiliğinden düşmesi beklenir veya kanal üzerine yapılan cerrahi bir kesi ile alınmaya çalışılırdı. Günümüzde incecik tükürük bezi kanalı içinde, milimetrik endoskoplar ve araçlarla çalışılabiliyor. Sialendoskopi yöntemi, 1990’lı yıllardan beri tükürük bezi taşlarını kanaldan temizlemek için kullanılıyor. Bu yöntem başlangıçta 5 ila 8 milimetre çapındaki küçük taşlar için kullanılmaktaydı. Sialendoskopi, Dr. Atilla Şengör’ün öncülüğünü yaptığı pnömatik kırma yöntemiyle beraber kullanıldığında, büyük taşlar da kanaldan temizlenebiliyor. 2007 yılından beri kullandığı ve geliştirdiği bu yöntemle 3 santimetreye varan tükürük bezi taşları dahi kırılarak, küçük parçalar halinde temizlenebiliyor. Ancak bu uyarlama sialendoskopi konusunda ileri deneyim sahibi olduktan ve teknolojik kırma altyapısı hazırlandıktan sonra yapılabilecek bir uygulama. Dr Atilla Şengör, kanalda ulaşılabilen tükürük bezi taşlarını 94% başarı oranı ile kanal sisteminden temizleyebilmektedir.

Tükürük Bezi Taşı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tükürük bezi taşları, tükürük salgısını engelledikleri için bulundukları bezde şişmeye yol açarlar. Tedavi edilmediklerinde senede 1mm büyüdüklerini biliyoruz. Bu durumda zaman geçtikçe şişmeler sıklaşabilir ve daha uzun sürebilir. Tükürük akışı tam engellendiğinde şişlikler inmeyebilir; iltihaplanmalar olabilir ve bunlar da sıklaşabilir. İltihaplanmalar, bezin bulunduğu bölgede bulunan diğer boyun yapılarında komplikasyona yolaçabilir. Bunlar arasında derin boyun infeksiyonu gibi çok ağız tablolar, abseleşmeler, sinir zayıflıkları veya felçleri, iltihabın yayılması, ciltten dışarı akması vs gibi istenmeyen koşullar meydana gelebilir. İltihaplı dönemde sialendoskopi yapılamaz. Taş çok büyürse, bulunduğu tükürük bezinin içine gömülebilir ve bu durum sialendoskopla müdahale yapılmasına engel olabilir. Sialendoskopla kanal içinde ulaşılamaz duruma geldiğinde hastanın açık cerrahi ile bezini aldırmaktan başka şansı kalmayabilir.

Tükürük Bezi Taşı Elle Hissedilebilir mi?

Çene altı tükürük bezinde (Submandibuler bez) bulunan taşlar eğer tükürük kanalının ön bölümünde konumlanmışlarsa, diğer bir deyişle dil altında ve ön dişlere yakın yerdelerse, ele gelebilirler. Aynı şekilde, yanak tükürük bezi (Parotis bezi) kanalının ucundaki taşlar için geçerlidir. Bu taşlar da azı dişi hizasında, yanak içinde elle hissedilebilirler. Taşların boyutları değişkendir; deneyimsiz bir elin 4 milimetrenin altındaki taşları hissetmesi beklenmez. Yanak tükürük bezi kanalında bulunan bir taş bazen kanalın çiğneme kasının üzerindeki seyri sırasında ele gelebilir. Ele gelen taşlar kanalda bulunan taşlardır; bezin içinde bulunan taşlar genellikle hasta tarafından elle hissedilemez. Taşların konumlarını, adedini ve boyutlarını kendi yaptığımız muayene ile veya görüntüleme yöntemleriyle biz hekimler saptayabiliriz. Aslında ele gelen bir taşı hastanın kurcalaması da doğru değildir, zira taşlar pütürlü bir yüzeye sahiptir. Elle hissedilen bir taşla sürekli uğraşılması halinde tükürük kanalı zedelenebilir, kanayabilir, delinebilir ve hatta sonrasında darlık (stenoz) bile gelişebilir; bu koşullar bizim sialendoskopi ile tedavi yapmamızı güçleştirebilir.

Tükürük Bezi Taşı Nasıl Tespit Edilir?

Tükürük bezinde şişmesi olan hasta ilk iş bir doktora başvurmalıdır. Doktor, hastalık sürecini ve sebepleri sorgulayacak ve sonrasında muayene yapacaktır. Eğer tükürük bezi şişmesine sebep olan durum bir tükürük bezi taşı ise, bunların bazıları muayenede ele gelebilir. Tükürük kanalında, ağıza yakın yerleşimli ve 2-3 milimetreden büyük olan taşlar muayene sırasında bazen saptanabilir. Ancak taş saptansa da tek başına bu muayene yeterli olmayabilir, çünkü kanal sisteminin gerisinde veya bezin içinde başka taşlar olabilir. Hastaların bir kısmında birden fazla tükürük bezi taşı olabiliyor. Tükürük bezi taşlarının adedini, boyutlarını ve başka hastalıklarla beraber olup olmadığını tespit etmek için görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulur. Bunun için ilk aşamada Ultrasonografi yaptırılabilir, ancak adet ve boyutları saptamada hata payı vardır; Radyoloji Uzmanının deneyimine bağımlıdır. Bilgisayarlı Tomografi çok nadir radyolusen taşlar hariç saptamaları daha net yapmamızı sağlar. Manyetik rezonans görüntüleme ise taşları değil yumuşak doku hastalıklarını saptamak için kullanılır. Sialendoskopi yöntemi, taşları kanal içinde doğrudan görerek saptamamızı sağlar; bununla taşların çıkartılıp çıkartılamayacağını da ayrıca belirleyebilriz. Diğer görüntüleme yöntamlerinin hiçbiri bir taşın sialendoskopik olarak çıkartılıp çıkartılamayacağı hakkında bir bilgi vermez. Sorgulama ve bulgulara göre hangi görüntüleme yönteminin kullanılacağına biz hekimlerin karar vermesi gereklidir.

Konuyla İlgili Diğer Yazılar
Yorumlar
  • kullanıcı
    SERKAN 2.01.2024 00:36:25

    Hocam merhaba benim sağ yanağımda kulağıma yakın bölgede bazen durduk yere bir şey hissediyorum ama bu ağrı veya acı gibi bir şey değil ama sanki orada bir şey varmış gibi geliyor. Herhangi bir şişme veya ağrı yaşamıyorum ama acaba tükürük bezi taşı olma durumu olabilir mi? Yurtdışında yaşıyorum ve bulunduğum şehirde pek iyi kulak burun boğaz doktoru maalesef mevcut değil. Daha doğrusu bazen yanaklarımı şişirdiğimde hışırtı sesi gibi bir ses geliyor ve sadece sağ tarafımdan geliyor hocam

    1
    • doktor
      ATİLLA ŞENGÖR
      2.01.2024 11:03:31

      Merhaba, tükürük bezi taşlarında en sık karşılaştığımız belirti, yemek yerken bezde meydana gelen şişmelerdir. Yalnız, tükürük bezlerinin taş dışında hastalıkları da vardır; kronik bazı hastalıklarda farklı belirtiler olabilir. Yanak şişirme ile tükürük kanallarına hava kaçabiliyor; buna pnömoparotitis diyoruz. Genellikle üflemeli saz çalan müzisyenlerde karşılaştığımız bir durumdur. İstanbula geldiğiniz bir vakit, bu açıdan sizi değerlendiririz..

  • kullanıcı
    AYŞEGÜL 23.09.2023 23:13:24

    Merhaba hocam geçen sene sol submndibuler bezde 4.5 mm taşı kendi çabalarımla düşürdüm fakat özellikle soğuk havalarda bi sızlama oluyor çene altımda bikaç saniye sürüyor bastırdığım zaman fındık gibi bi sertlik hissediyorum orada sebebi ne olabilir

    1
    • doktor
      ATİLLA ŞENGÖR
      24.09.2023 16:50:12

      Merhaba Ayşegül Hanım, şişme oluyorsa geride kalmış başka bir taş olabilir veya düşürürken kanal yıpranmışsa kanal darlığı gelişmiş olabilir. Endişeniz varsa muayenenizi yapar, durumu belirlemeye çalışırız.

  • kullanıcı
    NİHAL E 11.05.2023 10:43:26

    Iyi gunler hocam.bende tukruk bezi tasi belitilerinin hepsi var.tomografi de hicbir sorun gorunmuyor.bunun icin doktorlar hicbir teshis koyamadilar.ama cok sorun yasiyorum gunluk hayatimda.tas tomografide gorunmeyebilirmi.lutfen yardimci olurmusunuz.

    1
    • doktor
      ATİLLA ŞENGÖR
      12.05.2023 10:18:47

      Merhaba Nihal Hanım, olasılıklar şu şekilde: 1-Gözden kaçmış olabilir; filme dikkatle bakıldığında ehil bir göz bunu görebilir; 2-Filmin kesit aralıkları taştan genişse filmle yakalanamayabilir. 3-Taşların kalsifikasyon (kireçlenme) oranı bazen düşük olur; bu nadirdir, ancak çok dikkatle bakıldığında taş görülebilir; 4- Kanal ağzına yakın taşlar diş dolgularının artefaktları nedeniyle gizlenmiş olabilir; 5-Tıkayıcı hastalık taş değil de, darlık, mukus tıkacı veya yabancı cisim ile tükürük bezinin diğer hastalıklarından biri olabilir.

  • kullanıcı
    MERVE E 10.05.2023 00:33:25

    Merhaba hocam sol çene altı tükürük bezimde 2.5 mm büyüklüğünde taş olduğunu öğrendim. Kanalın en geniş yerinde 5.0 mm olduğunu söylediler. Sialendoskobi ile değil de ameliyat ile alınması gerektiğini söylüyorlar sizce ne yapmalıyım? Teşekür ederim iyi günler.

    1
    • doktor
      ATİLLA ŞENGÖR
      10.05.2023 10:23:33

      Merhaba Merve Hanım; tükürük bezi taşlarını 19 senedir sialendoskopi yöntemiyle ve 94%başarı oranıyla çıkartıyorum. Bu sayede bezi ve kanalı korumuş oluyoruz. Bu konuda çalışmalarımı web sayfamda ve videolarımda izleyebilirsiniz. Sizi de beklerim. Saygılarımla

  • kullanıcı
    CEMİL 9.02.2023 18:24:18

    Hocam benim tükrük bezinde taş görüldü açık ameliyat önerildi ben olmadım dediginiz yöntem daha mantıklı geldi bana bademcik bölgesinde fındıktan büyük sertlik var onada taş var denildi yardımcı olursanız sevinirim

    1
    • doktor
      ATİLLA ŞENGÖR
      10.02.2023 11:54:59

      Geçmiş olsun Cemil Bey, elbette yardımcı olurum. İletişim numaralarımızdan ararsanız, sekreterim Merve Hanım koşullarımızı anlatır ve randevu verir.

KBB Uzmanı Dr. Atilla Şengör Olarak sağlığın ne derece önemli olduğunun bilincindeyim. Bu konuda siz değerli okurlarımın sorularına cevap vermek, yaşadığınız rahatsızlıkların çözümünde yardımcı olabilmek adına her yoruma özenle cevap vermekteyim. Yorumlarınıza cevap verildiğinde belirtmiş olduğunuz mail adreslerine bilgi maili düşmektedir.

Bu site MFC Teknoloji tarafından yapılmıştır.